Gün hep gökyüzünde kalacak
Zaman eriyecek
İçimizde dünden kalan bir düş
Yaramızı saracak
Sitemler ki, aşkların
Hep duldasında konaklar
Hep o düş yankılanır diye
Yürek tetikte bekler
Nasılsa yaşamı yaşayacak
Mevsimsiz düşler açacak kapını
Aşkların gölgesine sığınıp
Yatıracağız o durgun bedenleri
O sır ne kadar yüzünde kalsa da
Tutup hayatın damarını tel tel
Umuda bağlayacaksın
Kimseye aldırış bile etmeden
6 Ocak 2007 Cumartesi
“Dün sabah kendimle konuştum.
Ben hep kendime
çıkan bir yokuştum.
Yokuşun başında bir düşman vardı.
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum.”
Özdemir ASAF
Arama
Arama artık anılarını
Yüzün dünden yeni
Serpilip gelişiyor işte
Kıyında büyüttüğün güller
Sen gökyüzüne çıktığım
Turuncu merdivensin
Taraçadan bakıyorsun
Yeryüzüne aynanı tutarak
Birlikte gidiyoruz
Maviyi bulmaya
İçinden tanıdık yüzler geçiyor
Yeşil bir okyanusa dönüyor
Çevrende anıların
Yüzleri eskimemiş
Bayırın aşağısından tırmanıyorlar
Ters akıyor içinden geçtiğimiz
bütün ırmaklar
bağışla beni
seni de ekliyorum
suçlarımın içine
belki bu yüzden
yüzerek geçiyorum bütün karaları
okyanuslarsa
mataramda bir avuç su
tek kişilik ordular gürü yorsun
kalabalık ormanlar,
sesini yaklaştırarak yüreğime
bir yeşil dal gibi sürüyorsun
içimin mavi göğünde
dağın alnına oturuyoruz
denizin tuzu orman kadar uzak
yağmur yüklü
bulut gibi akarak
oturuyorum ovanın sınırına
bekliyorum
ılık dağ rüzgarları esiyor
ovanın ortasına
kuşlar
fırtınayla dans eden
uçurtma gibi yükseliyorlar
düşlerinin kırıldığı yere kadar.
Temmuz 2003
Ben hep kendime
çıkan bir yokuştum.
Yokuşun başında bir düşman vardı.
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum.”
Özdemir ASAF
Arama
Arama artık anılarını
Yüzün dünden yeni
Serpilip gelişiyor işte
Kıyında büyüttüğün güller
Sen gökyüzüne çıktığım
Turuncu merdivensin
Taraçadan bakıyorsun
Yeryüzüne aynanı tutarak
Birlikte gidiyoruz
Maviyi bulmaya
İçinden tanıdık yüzler geçiyor
Yeşil bir okyanusa dönüyor
Çevrende anıların
Yüzleri eskimemiş
Bayırın aşağısından tırmanıyorlar
Ters akıyor içinden geçtiğimiz
bütün ırmaklar
bağışla beni
seni de ekliyorum
suçlarımın içine
belki bu yüzden
yüzerek geçiyorum bütün karaları
okyanuslarsa
mataramda bir avuç su
tek kişilik ordular gürü yorsun
kalabalık ormanlar,
sesini yaklaştırarak yüreğime
bir yeşil dal gibi sürüyorsun
içimin mavi göğünde
dağın alnına oturuyoruz
denizin tuzu orman kadar uzak
yağmur yüklü
bulut gibi akarak
oturuyorum ovanın sınırına
bekliyorum
ılık dağ rüzgarları esiyor
ovanın ortasına
kuşlar
fırtınayla dans eden
uçurtma gibi yükseliyorlar
düşlerinin kırıldığı yere kadar.
Temmuz 2003
16 Aralık 2006 Cumartesi
ASIL BUDUR
düşlerin,
ne kadar dağınık olsada
ısınmasını bileceksin yaşamdan
öyle inatçı olmalısın ki
her şeyini elinden alsalar bile
susmayacaksın,
bütün ömrünün sevdası gecikse de
gene seviye durmalısın
öyle güzel okşamalısın ki gözyüzünü
kuşlar bile imrenmeli sana
yaşam,
her zaman tavında olmuyor
ama yüreğinin örsü çekici
aman vermeden dövmeli onu
şekil vermeli usanmadan
işte yaşamak
burada başlar senin için,
ve asıl budur
yüreğinin
sana sığmaz
kederi, sevinci...
ne kadar dağınık olsada
ısınmasını bileceksin yaşamdan
öyle inatçı olmalısın ki
her şeyini elinden alsalar bile
susmayacaksın,
bütün ömrünün sevdası gecikse de
gene seviye durmalısın
öyle güzel okşamalısın ki gözyüzünü
kuşlar bile imrenmeli sana
yaşam,
her zaman tavında olmuyor
ama yüreğinin örsü çekici
aman vermeden dövmeli onu
şekil vermeli usanmadan
işte yaşamak
burada başlar senin için,
ve asıl budur
yüreğinin
sana sığmaz
kederi, sevinci...
2 Aralık 2006 Cumartesi
bir tabak zaman istiyoruz garson
tanrısız ve kralsız olsun lütfen
biraz tarih bir bardak ta
gözyaşı kölelerden....
Yağmur Atsız'ın bir şiiri vardı hani hatırlarmısınız,Zülfü livanelinin bestelediği... "Savrulan yapraklar gibi akıp giden günlerimiz/cenaze törenlerinde sessiz sitemsiz/bir türküye başlar gibi/koşarken yavaşlar gibi/ölen arkadaşlar gibi sessiz sitemsiz..."
yapraklar; ne kadar çok insanı ve bu yeryüzünü anlatıyor. Renkleri ve birarada yaşama kültürünü, insanın ve doğanın çeşitliliğini ne kadar güzel hissettiriyor biz ölümlülere...
tanrısız ve kralsız olsun lütfen
biraz tarih bir bardak ta
gözyaşı kölelerden....
Yağmur Atsız'ın bir şiiri vardı hani hatırlarmısınız,Zülfü livanelinin bestelediği... "Savrulan yapraklar gibi akıp giden günlerimiz/cenaze törenlerinde sessiz sitemsiz/bir türküye başlar gibi/koşarken yavaşlar gibi/ölen arkadaşlar gibi sessiz sitemsiz..."
yapraklar; ne kadar çok insanı ve bu yeryüzünü anlatıyor. Renkleri ve birarada yaşama kültürünü, insanın ve doğanın çeşitliliğini ne kadar güzel hissettiriyor biz ölümlülere...
21 Kasım 2006 Salı
En son soru
Yaşamak istemiyorum burada,
Sınırlarım çatladı ha çatlayacak.
Her geliş duraksama
İçinin derinlerinde deprem
Bunca yıl bekledim,
Soğumadı magma,
İçten bir uğultu
Yüzleri eski
Acı şarap –kızgın gül.
Tek dinginliğim gökyüzü
Adı bir güzel soluk
Tükenmeyen beden.
Bitsin artık şu uğultu.
Beynimin akordunu bozan tırtıl böceği
Yaşamak nerede başladı dersin
En son soru
Kavramların çatışması
Yüzsüz el
Dokunulmamış gülüş.
Uyutun artık içinizde ki şeytanları.
Irmağın içine akan deniz,
Taşın soluğunu tutan gün
Sözün düğümü çözüldü
Bunca yıl sana aktığım
O sabır ırmağı kurudu
Artık,
kendi çölünden git.
Çocuklara
Ne güzel anlatıyorsunuz
Hayata dair olanı
Bir ağacın yaprağını açması
Bir suyun sesi gibi
Ne kadar içten
Bilmezsiniz hiç pervasızlığı
Yalancı şarkıları
Yüreğiniz, hayatın
Bilgisini taşıyor
Seviyoruz sizi
Kendimizden olanı
İnsandan olanı
Sevdiğimiz gibi
O saçlarınız
Bir servinin dalları
Cıvıl cıvıl kuşlar sesleriniz
(12.06.2000 Değirmendere)
Sınırlarım çatladı ha çatlayacak.
Her geliş duraksama
İçinin derinlerinde deprem
Bunca yıl bekledim,
Soğumadı magma,
İçten bir uğultu
Yüzleri eski
Acı şarap –kızgın gül.
Tek dinginliğim gökyüzü
Adı bir güzel soluk
Tükenmeyen beden.
Bitsin artık şu uğultu.
Beynimin akordunu bozan tırtıl böceği
Yaşamak nerede başladı dersin
En son soru
Kavramların çatışması
Yüzsüz el
Dokunulmamış gülüş.
Uyutun artık içinizde ki şeytanları.
Irmağın içine akan deniz,
Taşın soluğunu tutan gün
Sözün düğümü çözüldü
Bunca yıl sana aktığım
O sabır ırmağı kurudu
Artık,
kendi çölünden git.
Çocuklara
Ne güzel anlatıyorsunuz
Hayata dair olanı
Bir ağacın yaprağını açması
Bir suyun sesi gibi
Ne kadar içten
Bilmezsiniz hiç pervasızlığı
Yalancı şarkıları
Yüreğiniz, hayatın
Bilgisini taşıyor
Seviyoruz sizi
Kendimizden olanı
İnsandan olanı
Sevdiğimiz gibi
O saçlarınız
Bir servinin dalları
Cıvıl cıvıl kuşlar sesleriniz
(12.06.2000 Değirmendere)
Sana artıyor sevgi
Görüyorsun gök gürültülerini
İçime akıyor yıldırımlar
Sesler hiç durmuyor
Düşen yapraklar ki
Hayatı anlatıyor
Bildik yıldızların
Yüzleri soluk
Çiçekler üşüyor
Mayıs sağanağında
Ben sana çok geldim
Sen bana az
Sesler hiç durmuyor
Bir akarsu değil ki sevda
Sürekli yatak değiştirsin
Görüyorsun gök gürültülerini
İçime akıyor yıldırımlar
Damarlarım çatlamış yorgunluktan
Suyu isteyen toprak gibi
Aşk çatlamış yüreğinden
İçine fırtınalar alarak
Ama bir sen varsın küçüğüm
Sevgimi büyüten
İşte bu yüzden
Sana değdirmiyorum yıldırımları
Duymanı istemiyorum o gök gürültülerini
Sana artıyor sevgi
Sende yaşıyor mayısın
Pırıl pırıl sadeliği
(29.05.2000 Değirmendere Köyü)
İçime akıyor yıldırımlar
Sesler hiç durmuyor
Düşen yapraklar ki
Hayatı anlatıyor
Bildik yıldızların
Yüzleri soluk
Çiçekler üşüyor
Mayıs sağanağında
Ben sana çok geldim
Sen bana az
Sesler hiç durmuyor
Bir akarsu değil ki sevda
Sürekli yatak değiştirsin
Görüyorsun gök gürültülerini
İçime akıyor yıldırımlar
Damarlarım çatlamış yorgunluktan
Suyu isteyen toprak gibi
Aşk çatlamış yüreğinden
İçine fırtınalar alarak
Ama bir sen varsın küçüğüm
Sevgimi büyüten
İşte bu yüzden
Sana değdirmiyorum yıldırımları
Duymanı istemiyorum o gök gürültülerini
Sana artıyor sevgi
Sende yaşıyor mayısın
Pırıl pırıl sadeliği
(29.05.2000 Değirmendere Köyü)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)