16 Aralık 2006 Cumartesi

ISLIK
can yücel'e
dilimin altından
koyu bir nikotin ağıyor
geceye

bas gitar bağırıyor
ben de varım,
burun kıvırıyor Datça
bağırıyor Can Baba
kırmızı bir ıslıkla...

söndürün ışıkları
yıldızlar bize yeter...

ASIL BUDUR

düşlerin,
ne kadar dağınık olsada
ısınmasını bileceksin yaşamdan

öyle inatçı olmalısın ki
her şeyini elinden alsalar bile
susmayacaksın,
bütün ömrünün sevdası gecikse de
gene seviye durmalısın

öyle güzel okşamalısın ki gözyüzünü
kuşlar bile imrenmeli sana

yaşam,
her zaman tavında olmuyor
ama yüreğinin örsü çekici
aman vermeden dövmeli onu
şekil vermeli usanmadan
işte yaşamak
burada başlar senin için,

ve asıl budur
yüreğinin
sana sığmaz
kederi, sevinci...

2 Aralık 2006 Cumartesi

bir tabak zaman istiyoruz garson
tanrısız ve kralsız olsun lütfen
biraz tarih bir bardak ta
gözyaşı kölelerden....
Yağmur Atsız'ın bir şiiri vardı hani hatırlarmısınız,Zülfü livanelinin bestelediği... "Savrulan yapraklar gibi akıp giden günlerimiz/cenaze törenlerinde sessiz sitemsiz/bir türküye başlar gibi/koşarken yavaşlar gibi/ölen arkadaşlar gibi sessiz sitemsiz..."
yapraklar; ne kadar çok insanı ve bu yeryüzünü anlatıyor. Renkleri ve birarada yaşama kültürünü, insanın ve doğanın çeşitliliğini ne kadar güzel hissettiriyor biz ölümlülere...

21 Kasım 2006 Salı

En son soru

Yaşamak istemiyorum burada,
Sınırlarım çatladı ha çatlayacak.

Her geliş duraksama
İçinin derinlerinde deprem

Bunca yıl bekledim,
Soğumadı magma,

İçten bir uğultu
Yüzleri eski
Acı şarap –kızgın gül.
Tek dinginliğim gökyüzü
Adı bir güzel soluk
Tükenmeyen beden.

Bitsin artık şu uğultu.
Beynimin akordunu bozan tırtıl böceği

Yaşamak nerede başladı dersin
En son soru
Kavramların çatışması
Yüzsüz el
Dokunulmamış gülüş.

Uyutun artık içinizde ki şeytanları.
Irmağın içine akan deniz,
Taşın soluğunu tutan gün
Sözün düğümü çözüldü
Bunca yıl sana aktığım
O sabır ırmağı kurudu
Artık,
kendi çölünden git.
Çocuklara
Ne güzel anlatıyorsunuz
Hayata dair olanı
Bir ağacın yaprağını açması
Bir suyun sesi gibi
Ne kadar içten
Bilmezsiniz hiç pervasızlığı
Yalancı şarkıları
Yüreğiniz, hayatın
Bilgisini taşıyor
Seviyoruz sizi
Kendimizden olanı
İnsandan olanı
Sevdiğimiz gibi
O saçlarınız
Bir servinin dalları
Cıvıl cıvıl kuşlar sesleriniz
(12.06.2000 Değirmendere)

Sana artıyor sevgi

Görüyorsun gök gürültülerini
İçime akıyor yıldırımlar
Sesler hiç durmuyor
Düşen yapraklar ki
Hayatı anlatıyor
Bildik yıldızların
Yüzleri soluk
Çiçekler üşüyor
Mayıs sağanağında
Ben sana çok geldim
Sen bana az
Sesler hiç durmuyor
Bir akarsu değil ki sevda
Sürekli yatak değiştirsin
Görüyorsun gök gürültülerini
İçime akıyor yıldırımlar
Damarlarım çatlamış yorgunluktan
Suyu isteyen toprak gibi
Aşk çatlamış yüreğinden
İçine fırtınalar alarak
Ama bir sen varsın küçüğüm
Sevgimi büyüten
İşte bu yüzden
Sana değdirmiyorum yıldırımları
Duymanı istemiyorum o gök gürültülerini
Sana artıyor sevgi
Sende yaşıyor mayısın
Pırıl pırıl sadeliği

(29.05.2000 Değirmendere Köyü)